Skinner Releasing Tekniği (SRT)
(1-2 Başlangıç Dersleri)

16-17 Temmuz 2019

 
JOAN Skinner tarafından 1960’ların başında, dans ve hareket eğitimi olarak geliştirilmiş. 1970’lerde Amerikan çağdaş dans toplulukları, özellikle Seattle ve Washington da öğrenilmeye başlanmış. Günümüzde çağdaş hareket sanatçılarının birçoğunu derinden etkileyen bir teknik. Fakat tekniğin, önemli özelliklerinden biri, dans eden veya etmeyen her kişinin uygulayabileceği yapıda oluşudur.


SRT, her tür hareket içeren teknik veya yaşantı biçiminin temelinde kullanılabileceğinden “destek teknik” olarak da adlandırılabilir. Virtüözlük isteyen performans alanlarından, sıradan günlük yaşantımızdaki stresli anlara dek, koşturmalarımız sırasında, dinlenirken, yürükken, oturup kalkarken, düşünür veya konuşurken bizimle olabilir. Zihinsel ve ruhsal süreçlerimize etki edebilir. Düzenli uygulanması durumunda fiziksel sakatlanmaların önlenmesini teşvik eder. SRT profesyonel dansçılar, aktörler, müzisyenler ve her alandaki sanatçılar, sakatlanmaların ardından iyileşme sürecinde olanlar için ve aynı zamanda her seviyeden hareketle uğraşanlar için faydalı olabilir. Herhangi bir hareket stilini ve herhangi bir etkinliği destekleyebilir. Birçok kişi için, ne yaptığına bakılmaksızın, hayat boyunca katalitik/hızlandırıcı etki eder. Çok yönlü açılımları ve geniş kapsamlı etkileri vardır.


SRT içinde uygulanan prensipler sadece derslerde değil her zaman ve her yerde deneyimlenebilir türde pratiklerdir. Günlük yaşam içinde sürdürülebilir.


Skinner Releasing/Serbest Bırakma Tekniği (SRT) fiziksel gerginlikleri serbest bıraktığımız zaman daha büyük bir özgürlük, güç ve ifade yetisiyle hareket edeceğimiz ilkesine dayanan dans, hareket ve yaratıcı sürece ilişkin çığır açıcı bir yaklaşımdır.


Hepimiz, hareketlerimizi bağlantılı düzenli ve uyum içinde gerçekleştirmek üzere doğuştan bize verilmiş bir doğal zarafet ilkel bir güzellik içinde dansçı olarak doğarız. Zaman geçtikçe, bu doğal duyumsama ile ilişkimizi kaybetmeye meylederiz. Kaslar gereksizce gerilir ve hizalanmamız çarpılır. “Skinner Releasing Technique” (SRT) /” Skinner Serbestleşme/Serbest Bırakma Tekniği” bizi bırakmaya teşvik eder: stresi bırakmayı, bedenimizdeki gereksiz tutmaları bırakmayı, olmasını gerektiğini sandığımız şey hakkında önyargıları bırakmayı, beceremeyeceğimiz korkusunu bırakmayı, dans etmek için uygun bir bedenimiz olmadığı inancını bırakmayı. Yeni bir şey olmasına izin vermek için alışılmış tutma kalıplarını ve alışılmış düşünme biçimlerini bırakırız. Sonunda, enerji ve güç buluruz. Doğal uyumumuzu yeniden keşfederiz, güç ve esnekliği geliştirir ve yaratıcılığı ve kendiliğindenliği uyandırırız.


SRT, imgeyi, dönüşüm için güçlü bir araç olarak derslere dahil eder. Dersin bir bölümü dokunuşlardan oluşan eşli çalışmaları (eşli grafikler) içerir. Burada belki ilk defa alışık olduğumuz tutma düzeneklerini bırakabileceğimizi hissederiz. Bazen, öğretmenin imge ile yönlendirmesi zihni sessizleştirir ve bizi hareketin teknik yönleri üzerinde çalışırken hayal gücü içine çekilerek daha derin bir bütünlük içine sokar. Hareket bazen oldukça nazik şekillerde, bazen şaşırtıcı ve yaratıcı yollarla açılır. Teknik ile yaratıcılık arasındaki entegrasyon, SRT yaklaşımının eşsiz bir yönüdür. Fizikselliğimizi hayal gücümüzle birleştirdiğimizde, parçalarının toplamından çok daha güçlü bir benlik buluruz.


Bu tekniğin başlıca özelliği, belli bir form üzerinden uygulanmayışıdır. Hareketler doğaçlamalar sırasında oluşur ve her katılımcının kendine has güzelliği ve biricikliği çok değerlidir. Çok yönlü bir beden dinamiği önerir. Ortaya çıkan form her birey için kendine has özellikler gösterir. Kendiliğinden hareket ediş imgeler sayesinde uyandırılır. SRT, imgeyi, dönüşüm için güçlü bir araç olarak derslere dahil eder. Dersin bir bölümü dokunuşlardan oluşan eşli çalışmaları (eşli grafikler) içerir. Burada belki ilk defa alışık olduğumuz tutma düzeneklerini bırakabileceğimizi hissederiz. Bazen, öğretmenin imge ile yönlendirmesi zihni sessizleştirir ve bizi hareketin teknik yönleri üzerinde çalışırken hayal gücü içine çekilerek daha derin bir bütünlük içine sokar. Hareket bazen oldukça nazik şekillerde, bazen şaşırtıcı ve yaratıcı yollarla açılır. Teknik ile yaratıcılık arasındaki entegrasyon, SRT yaklaşımının eşsiz bir yönüdür. Fizikselliğimizi hayal gücümüzle birleştirdiğimizde, parçalarının toplamından çok daha güçlü bir benlik buluruz. Çözülme ve saydamlaşa ya da salıverme olarak adlandırabileceğimiz bu süreç, enerjinin ve dolayısıyla kendimize has yaratıcı potansiyelimizin de ortaya çıkmasına /salıverilmesine imkân tanır. Anatomiyi araştırma yöntemi olarak, yaratıcı süreçler içinde oyunculuğu davet eder. Yaratıcı süreci ve hareket etmekle ilgili teknik gelişimi ve fiziksel hizalanmayı yumuşaklıkla iç içe geçirir.


Ayrıca sadece fiziksel bedene değil daha büyük bir gerçekliğin enerji alanına kendini bırakış ve derslerin bazı bölümlerindeki imgelerle bütünleşme deneyimleri beyin dalgalarının yavaşladığı ve bilinç düzeyinin hemen altında bir yolculuğa açıldığımız halleri içerir. Öğrenmeye açık olduğumuz bu “derin durumlar” meditasyona benzer. Bu durumda hareket etmek hatta sadece hareketi gözümüzde canlandırmak bile bizi şaşırtıcı bir dönüşüme götürebilir. Çoğu zaman insanlar, mümkün olmadığını düşündükleri bir rahatlıkla ve yepyeni yollardan hareket ederken buluyorlar kendilerini.


Sınıf atmosferi yumuşaktır, imgenin yönlendirmesi ile çeşitli müzikal ortamların örgü gibi iç içe geçişinin desteği bizi rahat ve güvenli bir atmosferde ilerlemeye teşvik eder. Her birimiz kendi hızı ve kendi akışımıza göre ilerleyebiliriz, akışkanlığımıza, doğal zarafetimize ve içsel, yaratıcı dürtülerimize ulaşabiliriz. Denge, tutarak değil, çok yönlü olarak, genişleyerek bulunur. Kendi bedenlerimiz ile sert bir biçimde ilişkili olmaktan ziyade evrenin güçleriyle hizalanırız. Deneyimsel, sezgisel bu yaklaşım, yalnızca fiziksel bedeni değil, içinde ve çevresinde hareket eden enerjileri de hesaba katar.


Uygulayanlarda, gelişim ve dönüşüm süreci ağ gibi bir düzenekte olur. Ardı ardına sırasıyla olmayabilir ya da bir şey değişmiyor gibi görünebilir ancak kasların değil de sinir sisteminin gelişimi, yeniden programlanması söz konusu olduğu için, değişim hiç beklemediğiniz bir anda ve yerde kendini fark ettirebilir. Amaç, dokuları/kasları güçlendirmek değil sinir sistemini ekonomik ve en az güçle maksimum verim alacak şekilde yönlendirmektir. Kaslar çalıştırılmadıklarında güç kaybederler. Oysa sinir sistemi verimli davranarak güç sağlamayı öğrendiğinde unutmaz.


SRT de, her bölümümüzü kapsayan bir sınıf atmosferi buluruz. Her ne kadar çalışma belirgin olsa da duygu ve düşüncelerimizin geliş gidişlerini kapsayacak, içine alacak kadar engin ve derindir. Derslerden ne kadar çok veya az hareket ettiğimizin önemi olmaksızın, geldiğimiz andan daha fazla enerji ile ayrılırız. Ve akan fikirlerle.


Atölyeler için Teknik Bilgiler:

Teknik dersler kapalı stüdyo ortamında, başkaları tarafından izlenmeyecek bir ortamda gerçekleşir. Müziğin önemli bir yardımcı olması nedeni ile iyi bir müzik sistemi kullanmayı tercih ederiz. Ortam ısısını ne soğuk ne de çok sıcak olmasını tercih etmeyiz. Dış alanın sessizliği, mekânda sütun bulunmaması önemlidir.


İnziva şeklinde yapılan yoğun programlarda, teknik derslerin ardından 2-3- saat ara verdikten sonra “yaratıcı süreç” olarak adlandırdığımız 1,5 saatlik iç ve dış mekân kullanımına yönelik araştırmalar içeren çalışmalar yapılabilmektedir. Bu tür çalışmalar yine SRT prensipleri ışığında yönlendirdiğimiz katılımcıya farkındalığını geliştirebilmesi için alan verdiğimiz oyunsu, yaratıcı, bireysel veya grup halinde pratikleri içerir.


Derslerde üzerimizde hareket ederken rahat edebileceğimiz türde kıyafetler giyinmek iyi olur. Dersler ayakkabısız yapılır. Dersin bazı bölümlerinde, yerde yatarak geçireceğimiz zamanlarda kış aylarında üşümemek için yere serecek ve üzerinize giyecek ek malzemeler bulundurmak iyi olur.


Dersler pedagojik bir gelişim izlediği ve bu sayede bir ders bir diğerini hazırladığı için, sırasıyla takip edilerek uygulanması başlangıç seviyesinde önemlidir.
Dersler yaklaşık 2 saat sürmektedir. Dersin bitiminden sonra güne geçiş sürecinde bir miktar zamana daha ihtiyaç olmaktadır. Bu süreçte, yazı ve ya şiir, hikaye ve ya deneyimlerinizi yazabilir, resim yapabilir, karalayıp çizebilirz. Bunlar yaşadığımız deneyimi dönüştürme, somutlaştırma ve gündelik yaşama geçişimizi destekleme amaçlıdır. Yapılanlar kolaylaştırıcılar tarafından katılımcının sürecini takip etmek amaçlı alınır ve ertesi çalışmada kendilerine geri verilir. Bu katılımcıyı değerlendirme amaçlı bir paylaşım değil sadece takip ve iletişim sağlamak amaçlıdır.


Katılımcıların yanlarında kâğıt kalem boya gibi malzemeler getirmelerini öneririz.
Atölye tanıtım yazılarının ve tanıtım için seçilecek imajı, kolaylaştırıcıların kendileri hazırlaması veya onaylamasını tercih ediyoruz.


Dersler sadece SRT enstitüsünün sertifikalı eğitmenleri tarafından yönetilir.

Katılım ücreti: 400 TL

Seminer saatleri:
Salı, Çarşamba 09 00 - 13 00